Kartalkaya, Türkiye’nin en gözde kış turizm merkezlerinden biriydi. Ancak geçen yıl yaşanan facia, bu güzel mekânın adını acı bir bilinçle anmamıza neden oldu. Yangın, sadece doğayı değil, insanları da derinden etkiledi. “Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım” diyen bir baba, bu olayın ne denli yıkıcı sonuçlar doğurduğunun canlı bir kanıtı. Bu yazımızda, olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hâlâ taze kalan acıları, ailelerin yaşadığı travmaları ve yangının yarattığı kalıcı etkileri inceleyeceğiz.
Kartalkaya, ormanlık alanları ve güzel manzaraları ile ünlü bir kayak merkezi olarak biliniyordu. Ancak 2022 yılında yaşanan yangın faciası, bu huzurlu yeri cehenneme çevirdi. Yangının başlaması, bölgedeki herkesi şaşırttı. Sorunsuz bir yaz geçiren Kartalkaya, bir anda alevlerin pençesine düştü. Yangın kısa sürede geniş bir alana yayıldı ve hem doğaya hem de insanlara büyük zararlar verdi.
Bölgedeki yerleşim alanları tehdit altına girdi. Çoğu insan, hayatlarını kaybetmeyi başardı ancak maddi ve manevi kayıp büyük oldu. Yangın, yalnızca ağaçları değil, aynı zamanda insan hayatlarını da yok etti. Yangından etkilenen aileler, yaşadıkları travmanın etkisinden hala kurtulamamış durumda. Özellikle bir babanın yaşadığı acı, tüm ülkeyi derinden etkiledi. “Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım” sözleri, yaşanan trajedinin boyutunu gözler önüne seriyor.
Yangının ardından geçen bir yıl içinde, yakınlarını kaybeden aileler büyük bir iyileşme sürecine girmeye çalışıyor. Ancak acılar henüz tam olarak dinmiş değil. Bu olay, sadece bir kişinin hikayesinden ibaret değil. Toplumda, yangına dair pek çok kişinin kendi hikayeleri ve kayıpları var. Bazı aileler, kaybettikleri yakınlarını anmak için çeşitli etkinlikler düzenleyerek toplumsal bir dayanışma örneği sergiliyor. Bu tür etkinlikler, aynı zamanda bu tür durumların tekrar yaşanmaması için bir farkındalık yaratma amacı taşıyor.
Aslında, Kartalkaya yangını, bir iklim felaketi ve doğa katliamının da simgesi oldu. Yangının çıkış nedenleri, hâlâ tartışılırken, bu tür olayların önlenmesi için daha fazla çalışmalara ihtiyaç olduğu açık. Yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri, yangın sonrası eğitim programları düzenleyerek insanların bu konuda bilinçlenmelerine yardımcı olmaya çalışıyor. Ancak, yangının yarattığı sosyo-psikolojik etkiler, bir anda geçecek gibi görünmüyor.
Bunun yanı sıra, yangının oluşturduğu zararın boyutu, çevre dostu ve sürdürülebilir turizm anlayışının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Bu tür doğa olaylarının toplumsal ve ekonomik sonuçları, ekoturizm ve doğal yaşamı koruma anlayışının acil bir ihtiyaç olduğunu göstermekte. Kartalkaya örneğinde olduğu gibi, bu tür felaketlere hazırlıklı olmanın yollarını araştırmak, hem doğayı hem de insanları koruma adına hayati bir adım olmaktadır.
Sonuç olarak, Kartalkaya yangın faciası, kaybedilen canlarla ve yaşanan onca acıyla, bir yıl boyunca hafızalardan silinmeyecek bir iz bıraktı. Ailelerin yaşadığı travmalar, toplumsal dayanışma ve bilinçlenme gerekliliği, bu olayın arkasında bıraktığı kalıcı izler olarak öne çıkmakta. Unutulmaması gereken en önemli nokta ise, bu tür felaketlerin tekrar yaşanmaması için gerekli önlemleri almak ve bilinçli bir toplum oluşturmak. Yangın, belki de doğanın en acımasız yüzüydü ama aynı zamanda insanlığın dayanışma gücünü de ortaya koydu.